Tefsir

Âl-i İmrân 3:8

Âl-i İmrân 3:8

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا

Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi saptırma.

Özet: dua

İbn Kesîr

«Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi saptırma» — bu, ilimde derinleşenlerin (ulü'l-elbâb) duasıdır; hidayete kavuşmuş kişi bile kalp kaymasından korkar.

Taberî

Sahabe, hidayeti kalıcı bir mülk gibi görmez; her an Allah'tan istikamet dilerdi. Kalp sapması, ancak Allah'ın izniyledir.

İbn Ebî Hâtim

Rivayet olunur ki Peygamber (s.a.v.) sık sık «Ey kalpleri döndüren, kalbimi dinin üzerine sabit kıl» diye dua ederdi; bu ayet o duanın Kur'ani temelidir.

Kurtubî

Ayet, hidayetin devam eden bir lütuf olduğunu, bir kere elde edilip bırakılacak bir hâl olmadığını öğretir.

İbn Atiyye

Duanın sonunda «Sen çok ihsan edensin» denmesi, hidayetin bir hak değil, saf bir lütuf (fazl) olduğunu; kulun onu ancak dilenerek talep edebileceğini gösterir.

Sa'dî

Hidayeti kendi gücünle koruyamazsın; onu Allah'tan sürekli iste. Gurura kapılan, kalbinin kaymasından emin olamaz.

Fahreddin er-Râzî

Dilde «zeyğ» (sapma), doğru yoldan hafifçe eğilmedir; bu kelimenin seçilmesi, büyük bir sapmadan önce küçük eğilmelerin belirtisi olduğuna, bunlara karşı da uyanık olunması gerektiğine işarettir.

İbn Kesîr — Tam metin

«Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi saptırma» — bu, ilimde derinleşenlerin (ulü'l-elbâb) duasıdır; hidayete kavuşmuş kişi bile kalp kaymasından korkar.