Fıkıh

Seferde veya İkamette Cem-i Salât: Dört Mezhebin Aynı Hadis Üzerindeki Derin İhtilafı

Usûl ve ibadetten seçilmiş bir bölüm.

Fıkıh başlıklarına dön

XIISeferde veya İkamette Cem-i Salât: Dört Mezhebin Aynı Hadis Üzerindeki Derin İhtilafı

İbn Abbas'ın naklettiği, Hz. Peygamber'in (s.a.v) Medine'de korku ve yolculuk olmaksızın öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı cem ettiğine dair sahih rivayet, fıkıh tarihinin en ilginç usul tartışmalarından birini doğurmuştur. Aynı sahih hadis, dört mezhep imamı tarafından birbirinden oldukça farklı şekillerde okunmuş; bu ihtilaf, salt bir teferruat değil, namaz vakitlerinin nasıl belirlendiği sorusuna verilen cevaplardaki köklü farklılığı ortaya koymuştur.

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا، وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ جَمِيعًا، بِالْمَدِينَةِ، فِي غَيْرِ خَوْفٍ وَلَا سَفَرٍ. قِيلَ لِابْنِ عَبَّاسٍ: لِمَ فَعَلَ ذَلِكَ؟ قَالَ: أَرَادَ أَنْ لَا يُحْرِجَ أُمَّتَهُ

İbn Abbâs'tan (r.a) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Medine'de, korku ve yolculuk olmaksızın öğle ile ikindiyi birlikte, akşam ile yatsıyı da birlikte kıldı. İbn Abbâs'a Bunu niçin yaptı? diye soruldu. Şöyle cevap verdi: Ümmetini zora sokmak istemedi.

Sahîh-i Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn 54 (Hadis no. 705)

Dört Mezhebin Aynı Nas Üzerindeki Farklı Okuması

İmam Ebû Hanîfe en-Nu'mân (ö. 150/767) mezhebiİbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, Kitâbü's-Salât
Hanefî mezhebi, Arafat ve Müzdelife dışında hiçbir sebeple gerçek cem'e (iki namazı bir vakitte kılmaya) cevaz vermez; çünkü namaz vakitleri Cibril hadisiyle -Cebrail'in Nebi'ye iki gün boyunca her namazı kendi has vaktinde kıldırmasıyla- mütevatir derecesinde sabittir ve tek bir âhâd rivayetle bu sabit yapı bozulamaz. Onlara göre İbn Abbâs'ın naklettiği cem, cem-i sûrîdir (görüntüde cem): Öğle namazı en son vaktinde geciktirilerek kılınmış, ikindi ise ilk vaktinde hemen ardından eda edilmiştir; böylece dışarıdan bakan birlikte kılındı zannına kapılmış, oysa her ikisi de kendi şer'î vaktinde kılınmıştır.
İmam Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî (ö. 204/820) mezhebiİmam Nevevî, el-Mecmû' Şerhu'l-Mühezzeb, Kitâbü's-Salât
Şâfiî mezhebi, hadisin zahirini esas alarak yağmur, çamur ve benzeri hakiki bir meşakkat (özür) bulunduğunda mukim (yolcu olmayan) kişinin de iki namazı cem edebileceğine hükmetmiştir; fakat bunu istisnai bir ruhsat olarak sınırlı tutmuş, sürekli ve alışkanlık haline getirilen bir uygulama olarak görmemiştir. Nevevî bu hadisi şerh ederken, cem-i sûrî te'vilinin de mümkün olduğunu, fakat hadisin zahirinin gerçek meşakkat durumunda cem'in caiz olduğuna işaret ettiğini belirtmiştir.
İmam Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) mezhebiİbn Kudâme, el-Muğnî, Kitâbü Selâti'l-Müsâfir
Hanbelî mezhebi bu hadisi en geniş şekilde yorumlayan mezheptir: Yolculuk ve yağmurun yanı sıra, hastalık, emzikli/lohusa kadının güçlük çekmesi, mesleği gereği sürekli meşguliyeti olan kişi gibi gerçek bir hâcet (ihtiyaç) bulunan her durumda cem'i câiz görmüştür. Delilleri tam da bu hadistir: Madem Nebi (s.a.v) ne korku ne yolculuk varken, sadece ümmetine kolaylık olsun diye cem etmiştir, bu, cem'in sebebinin dar bir sefer kalıbına hapsedilemeyeceğini, asıl illetin haracı (zorluğu) def etmek olduğunu gösterir.
İmam Mâlik b. Enes (ö. 179/795) mezhebiel-Kâdî Abdülvehhâb, el-İşrâf alâ Nüketi Mesâili'l-Hilâf
Mâlikî mezhebi orta bir çizgi tutturmuş, cem'i sadece hakiki yolculukta veya yağmur gibi çok belirgin, herkesçe müşahede edilebilen bir özürde câiz görmüştür; kişisel ve öznel meşakkat iddialarına dayanan geniş bir cem anlayışını benimsememiştir. Çünkü namaz vakitlerinin farz kılınmasındaki asıl hikmet düzenliliktir; bu düzenliliği öznel ve sınırları belirsiz bir hâcet kavramına açmak, vakitlerin muhafazasını zamanla zayıflatabilir.
Şeyhülislam İbn Teymiyye (ö. 728/1328)Mecmûu'l-Fetâvâ, 24/54
İbn Abbâs'ın naklettiği bu cem, ne salt seferde ne de salt yağmurda olmuştur; bizzat kendisi korku ve sefer olmaksızın demiştir. Öyleyse bu hadisten çıkan asıl fıkhi netice, cem'in illetinin dar bir sebep listesine (sadece yolculuk, sadece yağmur) hapsedilemeyeceği, gerçek bir zorluk (harac) bulunan her durumda mükellefe bu ruhsatın tanınabileceğidir. Bunu sürekli bir alışkanlığa çevirmemek şartıyla, hasta, meşgul veya zorda kalan bir mümine bu kolaylığı tümüyle kapatmak, Nebi'nin bizzat kendi fiiliyle gösterdiği bir rahmet kapısını kapatmak olur.